'Aradığınız Cevaplar' Kategorisi Arşivi
SELE KARŞI OTOMOBİLİMİZİ KORUYALIM
Sel herzaman yaşanacilecek bir doğa olayı. Aynı şekilde selden etkilenen otomobili de eski haline döndürmek gerekir. Yeni nesil otomobillerin çoğunun ekipmanları elektronik kontrollü çalıştığı için, yağmur suyuna karşı dayanıklı olsa da selde direncini kaybederler.
Başta; ECU, hava emiş sistemi ve emme manilfoldu, ateşleme ile yakıt sistemleri, marş motoru, alternatör, akü bağlantıları ve alarm devre dışı kalır. Otomobilin motor bölümü sürücüye çok fazla masraf çıkartabilir. Otomobilin ıslanan iç döşemeleri, nemi kendi içerisinde tutarak, araç içinin hem kötü kokmasına hem de taban saçlarının korozyona uğramasına neden olur. Otomobilin alt bölümündeki çeşitli metal parçalar, sel suyundan olumsuz etkilenir. Otomobilimiz kapalı otoparkta dahi olsa hiç kimse otomobilinin sel sularının altında kalamayacağına dair garanti veremez. Ama her sürücü kendi aracı için alacağı birkaç tedbir sayesinde en az zararla kurtulabilir.
Otomobil motorunu sudan korumak için neler yapmalı?
Otomobil park halindeyken yağan şiddetli yağmurda onu kapalı bir otoparka alamayabilirsiniz. Bu durumda başta ateşleme veya yakıt sistemi olmak üzere, alarm, akü gibi hassas parçaları su geçirmez parçalarla (naylon) sarmak ekipmanların muhafazasını arttıracaktır.
Otomobili sele karşı korumak için bir kaç küçük tedbir :
Öncelikle doğru park etmek
Otomobili park ederken çoğu zaman yer seçme şansımız yoktur. Park edeceğimiz zaman diğer araçların geçişini hesaplarken yağmurun yağışı, nerede birikebileceği ve otomobilin ne kadar etkileneceğini hesaplamak çok önemlidir. Bunun için genelde yüksek ve etrafı açık alanlar otomobilin parkı için idealdir.
Otomobil sel suyuna maruz kaldığında
Sel suyu, otomobilin lastiklerinden itibaren yükselmeye başladığında, motor hiç çalıştırılmadan çağrılacak kurtarıcıyla otomobil, en yakın yetkili servise götürülmelidir. Burada yetkili servis, otomobilin tüm ekipmanlarını kontrol eder ve gerekli onarım veya değişimi yapabilir.
Kasko veya sigortadan yararlanmak
Özellikle; çarpma, devrilme ve çalınmaya karşı, hasarı karşılayan kasko sigortası, bu özelliklerinin dışında birçok şirket tarafından müşteriye farklı paketler de sunabiliyor. Bu paketler arasında bulunan ve otomobilde sel ya da su baskınına karşı araçta oluşan zararları da karşılayan seçeneğin tercih edilmesi en doğru olanıdır.
PERYODİK BAKIMLARIN AVANTAJLARI NELERDİR?
Otomobiliniz her geçen gün daha fazla yakıt tüketmeye başlıyorsa, yokuşları çıkmakta zorlanıyorsa ve bir de sarsıntıları arttıysa hastalanmıştır! Ekonomik kriz yüzünden aracınızın bakımlarını aksatırsanız yakıt ekonomisi yapmayı hayal edersiniz.
Birçok parçadan ve sistemden meydana gelen otomobilde, parçaların bir kısmı hareketli diğerleriyse sabittir. Bu parçalar, sürekli koordineli çalıştıkları için ömürleri de birbirlerini etkiler. Tıpkı dişimizdeki çürüğün baş ağrısına neden olduğu gibi, otomobilde de bir parçanın bozulması orkestradaki bir çok sesin değişmesine neden olur. Yetersiz hava, ateşleme sisteminin arızalanmasına yol açar, pis benzin çekişi azaltır. Bunlara yol açmamak için periyodik bakım adı altında araçlarda bir takım kontrol ve değişimler sonucu otomobilin parçaları soluk almış olur.
Adından da anlaşılacağı gibi periyodik bakım olarak nitelendirilen düzenli kontrol işlemlerinde, her markanın kendine ait bakım tablosu bulunur. Markaların modelleri arasında da farklılık gösterebilen bu uygulamalarda sadece değişmesi gereken parçalar değişmez; otomobil çeşitli kontrollere de tabi tutulur. Motor test cihazında ayarlar ölçülür; başta farlar olmak üzere tüm ışık tertibatı kontrol edilir. Otomobilin alt kısmında bulunan şasi bağlantı cıvataları kontrol edilir. Bu avantajlarına rağmen “yaptırmasak da gider” diye düşünüp ihmal edilen bakımlar sonucu yakıt ile hava akışı ve ateşleme sistemleri olumsuz etkilenir, bu da yakıt tüketimini arttırır.
Motorda ömrü dolmuş bir filtrenin ilk büyük darbesi, yanma odalarına gidecek havada oksijen miktarının azalması olur. Ayrıca miktarı ve akış hızı azalan havanın, yakıtla istenen oranda karışamaması sonucu motorda zengin karışım denen bol miktarda yakıt kullanımı meydana gelir ki bu da fazladan yakıt tüketimi demektir. Yakıt, motora giderken temizlenmek için girdiği filtreye tortular bırakır. Dumanla biriken bu tortular, yakıt filtresinin tıkanmasına sebep olur. Tıkalı bir yakıt filtresiyse, motora giden yakıt miktarını azaltır ve içinde bulunan pislikleri de silindirlere girecek yakıta dahil ederek enjektörlere zarar verir.
Filtrenin diğer tarafındaysa silindirlere yakıt göndermek isteyen yakıt pompası ve dizel motorlu araçlarda besleme pompası zorlanarak hasar görebilir. Tüm bunların sonucunda yakıt akışının tıkanması sonucu motorda fakir karışım olur ve motor verimi düşer. Yüksek basınçlı dizel motorlu araçlarda enjektör basınçları mutlaka ölçtürülmelidir. Yaşlı otomobil lerin motorlarında hava-yakıt karışımı için kullanılan karbüratör tertibatında da başta jigle tertibatı olmak üzere karbüratörün bakımı mutlaka yapılmalıdır. Özellikle şehiriçinde ve yoğun trafikte otomobilin farklı devirde kullanılmasından dolayı bujiler kolayca kurum bağlar. Elektrot uçları ve ateşleme, kısmı kirlenen bujiler sebebiyle hava-yakıt karışımı zamanında ve istenen verimde ateşlenemediği için motor verimi düşer. Otomobilinizi uzun süre ilk günkü performansında kullanmak istiyorsanız, periyodik bakımını mutlaka zamanında yaptırın.
LPG’Lİ ARAÇLARDA RUTİN KONTROLLER

LPG’Lİ ARAÇLARDA RUTİN KONTROLLER
Otomobilin yakıt masraflarını azaltmak için aracınıza LPG montajı yaptırdınız. Gerçekten bu sistemin avantajlarından yararlanmak istiyorsanız hem otomobilin bakımlarını hem de LPG sisteminin kontrollerini yaptırmanızda yarar var.
Akaryakıt fiyatları her geçen gün artarken benzine veya mazota karşı daha ekonomik olan otogaz, araç sahiplerinin ekonomik kurtarıcısı olmaya devam ediyor. Bu alternatif yakıtın kullanımı da gün geçtikçe yaygınlaşırken LPG sistemini araca monte ettirdikten sonra motor veriminin düşmemesi ve sistemin avantajlarından daha fazla yararlanmak için birkaç konu ön plana çıkıyor.
Otogazlı bir aracın silindirlerinde daha iyi bir yanma sağlanması için motorun bakımlı olması gerekir. Yani su sistemde oluşan bir kirlenme veya tıkanma LPG’nin çalışmasını etkiler. Bunun için ilk olarak ateşleme sisteminde bujinin kontrol edilmesi gerekir. Klasik tek tırnaklı bujinin tırnak aralıkları, üzerinde oluşan yanmalar ve elektrot seviyesinin kontrolü için bu parça yaklaşık 10.000 km’de bir incelenmelidir.
LPG’li araç sahipleri için çift tırnaklı bujileri öneriyoruz. Bütün motorlarda olduğu gibi LPG’li araçlarda da hava fi ltresinin düzenli olarak değiştirilmesi gerekir. Bu değişim, üreticinin önerileri doğrultusunda 5.000 km ile 15.000 km arasında uygulanır. Otogazlı motorlarda
motor yağı düzenli olarak değiştirildiği taktirde otogazın yağlayıcı özelliğiyle birlikte motor ömrü daha da uzar. Son olarak her iki yakıtın temizlenmesinde görev yapan fi ltreler ihmal edilmemeli. Bunlar zaten değiştirilmesi gereken periyodik parçalardır.
Ancak LPG’li otomobillerde otogaz sistemin bağlantı parçaları dışarıdan gelecek darbelere karşı dirençli olsa da düzenli olarak kontrol ettirmek yararlı olacaktır. Özellikle çelik alaşımlı parçaların paslanma ihtimalinin olması kontrolleri gerekli kılar. LPG tankının hortum bağlantıları ve elektronik parçalar ihmal edilmemeli. Otogazlı bir motor rölantide çalışırken titreme veya soğukta geç çalışma ya da stop etme problemleri motorun yakıt ve ateşleme sisteminden de kaynaklanır. Çevreyi benzin ve dizelden daha az kirleten, motorun temizlenmesinde yardımcı olan ve düşük litre fiyatıyla ekonomimize katkı sağlayan LPG sisteminde en iyi verimi almak için aracın tüm bakımları ve sistemin kotrolü ihmal edilmemeli.
OTO KAPORTA – BOYA NASIL KORUNUR?
Yaz mevsiminde, sıcak yüzünü gösterirken güneş ışınları altında kalan otomobil ister istemez sıcaktan bunalacak. Güneşin otomobil üzerindeki etkileri kısa vadede fark edilmezken uzun sürede kendini gösterir.
Yaz mevsiminde otomobilleri çoğu zaman güneşin altına park etmek zorunda kalırız. Ya da akşam park ettiğimiz otomobilin sabah fırın
gibi sıcak olduğunu fark ederiz. Fazla aldırış etmediğimiz bu durumda güneşin zararlı ışınları özellikle boyanın solmasına neden olurken iç mekandaki torpidonun ve kapıların üzerinde de kırılmalar meydana gelecektir.
Aracın özelliklerine göre çeşitli boya çatlakları ve boyanın solması, iki yıl sonra da olabilir on iki yıl sonra da. Ancak otomobilin muhtelif yerlerine yapılacak cila ile otomobilin rengini uzun süre ilk günkü gibi muhafaza edebilirsiniz.
BAŞKA BİR BAKIŞ AÇISI İLE :
Atmosferden gelen atıklar, çamur, tuz vb durumlarda aracınızda oluşan pas araçlara zarar veren en önemli unsurlardan biridir. Araçların dış yüzeyleri boya ile bir nebze korunsada açık olarak duran metaller paslanma riski ile karşı karşıyadır.
Atmosferden gelen atıklar, çamur, tuz vb durumlarda aracınızda oluşan pas araçlara zarar veren en önemli unsurlardan biridir. Araçların dış yüzeyleri boya ile bir nebze korunsada açık olarak duran metaller paslanma riski ile karşı karşıyadır. Kaput, bagaj, kapı içleri, yürüyen aksam gibi yerlerde karşınıza çıkabilecek paslanma sorunu rutubet, toz, toprak gibi etkenlerle baş göstermektedir.
Üretici firmalar genellikle çevre kirlilikleri, çamur, atmosferik atıklar gibi sebeplerle oluşan paslanmaları garanti kapsamı dışında tutmaktadır. Paslanmaya karşı yapabileceğiniz ilk müdahele aracınız yeniyken araç bakım merkelerinin uyguladığı Pas Önleme Sistemlerini aracınıza uygulatmaktır.Aracın taban sacının yalıtımı sık sık kontrol edilmelidir, yalıtım kabarmışsa paslanma tehlikesi baş göstermiş demektir.
Aracınızın su tahliye delik ve kanallarının açık olmasına dikkat etmeniz,
Aracınızın alt kısmını periyodik biçimde yıkatmanız,
Aracınızı yıkadıktan sonra Kapı altları, çamurluk içleri, çamurluk kenarları, bagaj olukları, motor bölümü, marşpiye profillerinin içleri, taşıyıcı sistem profil içleri ile kapı direkleri gibi hassas bölümleri iyice temizlendiğinden ve kuruduğundan emin olmanız,
Aracınızın kaportasında paslanmaya yol açabilecek küçük vurukları, çizikleri dış etkenlere karşı korumasız hale getirecek pasta cila yerine rötuşlayarak gidermeniz,
Aracınızı fırça yerine süngerle yıkamanız ve oluşması muhtemel ince çizikleri engellemeniz,
Aracınızın paslanmasını engelleyecek önlemlerdir.
KIŞ AYLARINDA OTOMOBİL KULLANIRKEN NASIL GİYİNMELİYİZ?
Kışın otomobil kullanırken giydiğimiz kıyafet ve ayakkabılar sürüş esnasında hareketi doğrudan etkiler. Bazen dikkat etmediğimiz bu ayrıntılar kazaya davet çıkartırlar.
Otomobil kullanmak sadece direksiyonu çevirirken gaza ya da frene basmak veya vitesleri küçültüp büyütmek midir? Yoksa bunları yaparken sürücünün konforuyla paralel olarak, yayaların ve diğer araçların güvenliğini de riske atmadan yola devam etmek mi? Tabii ki gönlümüzden ve mantığımızdan geçen 2’nci seçenektir fakat çoğu zaman hem kendimizi hem de çevremizdekileri fark etmeden de olsa riske atacak ufak detayları gözden kaçırırız.
Özellikle kış mevsiminde giydiğimiz kalın giysiler vücudun sıcaklık dengesini korusa da hareket yeteneğimizi kısıtlar. Tüm bunlar da algı süresinin artmasına sebep olur. Sürüş güvenliğinde ön plana çıkan algı süresi; gözün tehlikeyi algılayarak beyne göndermesiyle başlar. Beynin gerekli kaslara hareketi iletmesi ve tepki algıyı sonlandırır. Tüm bunları kapsayan algı süresinin artmasında veya azalmasında
yetkili olan sinir sistemi, giydiğimiz kıyafetleri, taktığımız şapkayı, dokunduğumuz direksiyonu ve oturduğumuz koltuğu sürekli algıladığı için sürekli tetiktedir. Fakat; kışlık bir bot ve normal bir ayakkabıyla yapılan frenleme arasındaki 1 saniyelik fark ve tepkinin yavaşlamasına ve muhtemel kazalaradavetiye çıkartır. Ayrıca araç hızlanmaya başladığında sürücünün görüş açısı daralırken tehlikeyi algılama süresi de uzar.
Sürüşe uygun olmayan kıyafetler, araç içi davranışlarımızı sınırlandırırken çoğu zaman trafik kazalarınının gizli nedenlerini oluşturur. Birçoğumuzun aklına gelmeyen bu ayrıntıyı ralli ve Formula 1 pilotlarının tek parça tulum giymesiyle de hatırlatabiliriz.





